5 Aralık 2008 Cuma
Ulus Anahtarı ile Misak-ı Milli’yi koruyan lider
O, mavi gözlü sarışın bir devdi; yıkıntıların altında, harebeye dönen ülkesini çok sevdi
1881 yılının Ekim ya da Kasım ayında birçok tarihçin öteki İzmir diye nitelendirdiği Selanik’te doğdu. Dünyaya geldiğinde ve attığı ilk çığlıkta, emperyalizmin altında inleyen dünya halklarının “kurtuluş çığlığı” olabileceği hayal edilemeyecek kadar büyük bir ütopyaydı. Mavi gözlü çocuk kalpak sevdasına 12 yaşında yakalandı, o aşk ona önce Kemal adını verdi. Sonra kalpağın sevdası, yüreğini mecnun ateşi ile yaktı. O aşk ateşi Çanakkale’de dile gelip, Türk Ordusu’na ölmeyi emretti. Vermiş olduğu bu ölüm emri, Anadolu’nun en derininde, usul usul yanan bağımsızlık ateşinin anahtarını, Çanakkale sularında keşfetmesini sağladı. Anadolu’nun küflü anahtarını, sırmalı tahtın unutmaya yüz tuttuğu, tozlu sandığın içinden alıp, Türk’ün eline vererek “ Türkiye’yi” yarattı. O her şeyden önce kalpağın sevdası ile yola çıkan bir asker, cepheden cepheye koşarken Türk’ün ateş ile imtihanını keşfeden, Yemen Türküsü ile evlatlarının arkasından ağıt yakıp ağlayan, Kocatepe’de Büyük Taaruza kalkarken, kınalı kuzuları için Feth Suresi’ni okuyan, adına Sarı Zeybek türküsü yakılan, bir ümmetten bir millet yaratan bir devlet adamıydı. Devlet-i Aliye’nin, savaştan savaşa hatırladığı, yırtık çarıklı Anadolu’nun gönlü ezik çocuklarını, milli ruhla besleyip onları devleti değil, vatanlarını sevme onuru ile tanıştırdı. Türkün; çaresizliği çare olarak kabul ettiği zamanda, onlara damarlarındaki asil kana güvenmeleri gerektiği parolasını veren, çaresiz değil, “ çare sizsiniz” diyelebilecek kadar Anadolu’nun yanık gönüllü toprağına inanan bir adamdı. Çanakkale’yi geçilmez kılarken, altı ayda geçilemez denilen Sakarya Hattı’nı altı günde geçen, Yunanlıları savaş cephelerinde varını yoğunu ortaya koyduklarını görünce “ işte bu yüzden mahvolucaklar” diyen Anadolu’da Türk mucizesinin mimarı olan mareşallik madalyasını halktan alan, Anadolu’nun emperyalist egemen güçlerinin, sert yumruğu altında ezilen zavallı Memet’ine “ Kemal’in Çocukları” olma onurunu yaşatan, ölü ruhları vatan aşkı ile hayata döndüren, bu toprakların gördüğü son düşünen liderdi. Devlet-i Aliye’nin tozlu sandığından çıkarılan küflü anahtar, Anadolu halkının düşünce gücüyle birleşti; yedi düvelin bir araya getirdiği dünyanın en güçlü ordularının yenmekle kalmayıp, büyük bir devletin bir araya getirdiği dünyanın en güçlü ordularını yenmekle kalmayıp, büyük bir devletin temellerini attı. 13 milyon yorgun insanın omuzlarına atılan temel, bugün 80 milyon insanın omuzlarında, gururla ve onurla göklere yükseldi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder